KESK Samsun Şubeler Platformu olarak; Tekel İşçilerinin kadrolu iş, örgütlü yaşam taleplerinin kabul edilmesi için 11 Şubat 2010 günü saat 12.30'da Çİftlik Süleymaniye Geçidi'nde basın açıklaması yapılarak imza standı açıldı.
KESK Dönem Sözcüsü Ahmet KESİK tarafından yaplan basın açıklamasına KESK'e sendika bağlı üyeleri, DKÖ ve Siyasi Parti temsilci ve üyeleri katıldı. Açıklama standda atılan imzalarla sona erdi.
BASINA VE KAMUOYUNA
Tekel işçilerinin direnişi sürüyor. Hem de Ankara’nın kış ayazına, polis ve devlet baskısına rağmen.
Direniş, emekten yana güçlere moral olup milyonlarca emekçinin, ezilenin sesi-soluğu haline gelirken, AKP nezdinde egemenleri tedirgin ediyor. Bürokratik sendikal anlayışlarla boğularak emek mücadelesinin dışına itilen işçi sınıfının kendisine dayatılanların kader olmadığını, başka bir hayatı kurmanın mücadele ile mümkünlüğünü görmesi bakımından da tarihsel bir önem taşıyor.
Halkın gerçek sorunlarına, iş ve aş sorununa, güvencesizliğe dikkat çekiyor.
Türlü provokasyonlarla ve baskıyla sindirilme olasılığına rağmen genel greve kadar gidecek yolun açılması ve örgütlenmesine de güçlü bir zemin oluşturuyor.
Bugünün Türkiye’sinde tüm ezilenleri olduğu gibi Tekel işçileri şahsında tüm emekçileri mücadeleye zorlayan temel neden AKP döneminde doruğa çıkan neo-liberal saldırının, özelleştirme saldırısının sonuçlarıdır.
Özelleştirmeler, işsizlik ve yoksulluğun yanı sıra kamu kurumlarında yaratılan tahribatla beraber güvencesiz iş, düşük ücretlerle adeta kölelik koşullarında çalışmayı da beraberinde getirmiştir.
Özelleştirme saldırısına yenik düşen işçi sınıfı ve onun öz örgütü olan sendikalar şimdi özelleştirme saldırısının sonuçlarıyla uğraşmak zorunda kalmaktadır.
Bu aşamaya da kayıtsız kalmanın faturası birçok sendikanın fiilen tasfiye olma tehlikesiyle burun buruna kalmasıdır.
Dünyada, özellikle sınıf mücadelesinin, toplumsal muhalefetin güçlü olduğu ülkelerde krizden çıkışın yolları tekrar kamulaştırmalarda aranırken, mücadelenin zayıf olduğu ülkelerde özelleştirme süreci hızlandırılmaktadır.
Unutulmaması gereken Tekel işçilerini direnişe geçiren, düşük ücret ve güvencesiz çalıştırmanın tüm kamu kurumlarında yaygınlaşmış olduğu, sürecin hızlanarak şu an güvencesi olan kamu emekçilerini de tehdit ediyor oluşudur.
Şayet etkili bir çıkış yapılamazsa kamu sendikalarının akıbeti de sözleşmeli çalışma, taşeron uygulamaların yaygınlaşması nedeniyle Tek Gıda–İş’in durumundan farklı olmayacaktır.
Bu durum direnişe karşı genel sorumluluklarımızın yanına farklı görevler de eklemekte, tekel işçilerinin direnişini içselleştirme ve acilen kendi işyerlerimize taşıma sorumluluğunu da yüklemektedir.
Kamuyu talan eden özelleştirme saldırısını durdurmanın ve gerçek anlamda kamu hizmeti için mücadeleyi büyütmenin zamanıdır. Taşeron, 4/b, 4/c, vekil, çakılı sözleşme… vb. güvencesiz çalışma biçimleriyle parçalanan emekçilerin kadrolu, güvenceli istihdam talebiyle birleştirilmesi için mücadele zamanıdır.
Gelinen aşama bıçak sırtıdır. Ya tüm güvencesizleri güvenceli kılacak, programlı ve inandırıcı bir mücadeleyi yaratacağız ya da hepimiz sırayla tıpkı 4/b’liler veya Tekel işçileri gibi daha da ötesi taşeron işçilerin konumuna sürükleneceğiz.
Tüm sendikaları, sendikal ve siyasal anlayışları sınıf mücadelesinin tarihsel sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz. Şimdi görev, Tekel işçilerinin açtığı yoldan mücadeleyi büyütme, yaygınlaştırma ve içselleştirme görevidir.