Gerici-faşist güçlerin saldırıları sonucu 21–24 Aralık 1978 tarihleri arasında yaşanan ve Türkiye’yi 12 Eylül darbesine götüren sürecin önemli dönemeçlerinden biri olan Maraş katliamının üzerinden 31 yıl geçti.
19 Aralık 1978 gecesi, Maraş’ta antikomünist içerikli bir filmin gösterimde olduğu saatlerde, Çiçek Sineması’na tahrip gücü çok düşük bir bomba atıldı. Ülkücüler tarafından atıldığı daha sonra ortaya çıkan bu bomba, günlerdir kentte tırmandırılmakta olan Alevi-Sünni, komünist-antikomünist gerginliğini çatışmaya dönüştürecek bir kıvılcım oldu.
20 Aralık’ta Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalandı; 21 Aralık’ta iki TÖB-DER’li öğretmen katledildi. 22 Aralık’ta cenaze töreni sırasında halka saldıran faşistler, kalabalığı dağıttıktan sonra kent merkezine yürüyüşe geçtiler ve polis engeli ile karşılaşmadan kent merkezinde Alevilerin ve CHP’lilerin işyerlerini tahrip ettiler. O gün üç kişi katledildi.
22 Aralık’ta faşistlerin Sünni mahallelerdeki ajitasyonu sonucunda silahlananlar 23 Aralık’ta kanlı bir katliama giriştiler. Valiliğin taleplerine rağmen kente askeri güç gönderilmezken, 23 Aralık’ta ‘polis-halk çatışması’nı önlemek gerekçesiyle kentteki bütün polisler devre dışı bırakıldı. 24 Aralık günü çevre köy ve ilçelerden getirilen silahlı faşist grupların takviyesi ile başlayan saldırı, Alevilerin yaşadığı mahallelere kaydırıldı. Önce taranıp bombalanan, kundaklanan bu mahalleler, daha sonra kuşatma altına alındı. İnsanlar; kadın, çocuk, genç, yaşlı, hamile, hasta, yaralı ayrımı yapılmaksızın katledildi. Ancak 25 Aralık akşamı tamamen yatışan bu saldırılarda resmen saptanabilen ölü sayısı 111 kişiydi. Yüzlerce kişi yaralanmış, 210 işyeri ve 70 ev yakılıp yıkılmıştı. Katliam sonrası binlerce Alevi Maraş’ı terk etti.
Maraş katliamı, benzer pek çok katliam gibi Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçmiş, “faillerinin yakalanmadığı” kanlı saldırı olarak gerçekleşmiştir. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta katliam yapanlar, katliamcıları “bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” diyenlerin izinden gidenlerdir.
Maraş ve diğer katliamların acısı hâlâ yüreğimizdeki tazeliğini korumaktadır. Maraş katliamı 31 yıl önce gerçekleşmiş olsa da, içinden geçmekte olduğumuz dönemde yaygınlaştırılmaya çalışılan şiddet ve linç kültürü, yeni çatışma ve katliamlara davetiye çıkarır niteliktedir.
Yıllardır benimsenen egemen politika ve propaganda, ulusal-etnik temelli ya da mezhepsel ayrıcalıkların neden olduğu önyargı, çelişki, bölünme, güvensizlik vb gibi korkuların artmasını beraberinde getirmiştir. Maraş katliamı aydınlatılmadan, karanlığın üzerine gitmek söz konusu olamayacağı gibi, gerçek anlamda demokratik bir ülkede yaşamak da mümkün olmayacaktır.