Bakan Çubukçu, Türkiye’de Öğretmen Açığı Olmadığını mı Düşünmektedir?
Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç'ın açıklaması.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, katıldığı bir televizyon programında önümüzdeki yıl Şubat ayında atama yapılmayacağını belirtmiş ve atamaların Ağustos ayında bir kez yapılacağını açıklamıştır.
Bakan Çubukçu’nun açıklaması her şeyden önce öğretmen atamaları sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki işleyişin keyfiliğini gözler önüne sermektedir.
Diğer yandan öğretmen açıklarıyla ilgili durum ortadadır. Eğitim süreci yeterli öğretmen olmadığından aksamakta, nitelik düşmekte ve artan sınıf mevcutları, öğretmenlerin iş yükünü arttırmaktadır. Bakanlık yetkilileri de bunu itiraf etmişlerdir ve kendilerine göre en az 130 bin öğretmen açığı bulunduğu, bizzat Personel Genel Müdürü tarafından açıklanmıştır. Nitekim öğretmen açığının çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Ama bu açıklar yokmuş gibi, Bakan Çubukçu yine yaptığı bir açıklamada kendi dönemlerinde eğitimde fırsat eşitsizliklerini giderdiklerini belirtmiştir. Öğretmen açıklarının yüz binlerle ifade edildiği, öğretmenlikte kadrolu, ücretli ve sözleşmeli gibi hiyerarşik kategorilerin yaratıldığı bir ortamda, öğretmensiz, kalabalık sınıflarda mı eğitimde fırsat eşitliği gelişmektedir; eğitimin paralı hale getirilmesi mi fırsat eşitliğinin bir göstergesidir? Bütün bunlar, Sayın Bakan’ın bu sorunlardan habersiz bir biçimde o makamda oturduğu izlenimini pekiştirmektedir.
Durum ortadadır: Bakan Çubukçu bir yandan artık sözleşmeli öğretmen alınmayacağı yönünde sözler verip, ardından Aralık ayında yeniden sözleşmeli öğretmen alımı yaparak verilen sözleri zaten ezip geçmektedir. Diğer yandan Şubat ayında yeni atama yapılmayacağını açıkladığı tam da şu günlerde, 10 bin yeni öğretmen ataması gerçekleştirilmiştir. Bu durumda Aralık ayından Şubat ayına kadar değişen nedir? Öğretmen açığı mı azalmıştır? Bu çelişkinin kaynağı merak edilen bir soru olarak ister istemez akıllara düşmektedir. Bakan Çubukçu, yaptığı açıklamada değiştirilen MEB Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne atıf yapmaktadır. İlgili maddeyi okuduğumuzda karşımıza şu cümleler çıkmaktadır: “MADDE 10- (1) Öğretmenlik kadrolarına Haziran-Eylül döneminde atama yapılır. Ancak, Bakanlıkça gerekli görüldüğü hallerde kadro imkânları ve ihtiyaç çerçevesinde bu dönem dışında da atama yapılabilir.”
Bu durumda Eğitim Sen olarak soruyoruz: Daha bu ay, yani Aralık ayında kısmi düzeyde öğretmen ataması yapıldı diye öğretmen açığı kapanmış ve Şubat ayında öğretmen ataması yapılmasına gerek kalmamış mıdır? İlgili maddede “gerekli görüldüğü hallerde kadro imkanları ve ihtiyaç çerçevesinde bu dönem dışında da atama yapılabilir” ifadesi bulunmaktadır. Bu durumda soruyoruz: Alınan yeni karardan, Türkiye’de öğretmen açığının olmadığı ve yeni öğretmen atamasına ihtiyaç duyulmadığı sonucu mu çıkmaktadır? Bütün bu sorular, karşımızdaki meselenin “kadro imkanları” ifadesine sıkıştırıldığını göstermektedir. Yani, kamu harcamalarını kısan, kamuda güvenceli istihdam biçimlerini budayan, kamu kaynaklarını halkın yararı yerine bir grup sermayedarın hizmetine açan AKP’nin ekonomi politikalarına. O nedenle halktan yana bir bütçe, nitelikli eğitim, güvenceli istihdam, öğretmenli sınıflar taleplerimiz birbirinden ayrı düşünülemeyecek taleplerdir. Bakanlık ve hükümet yetkilileriyse, bu talepleri yerine getiremezken bir de “fırsat eşitliği yaratıldığı” yönündeki cümleleriyle durumu daha da trajik hale getirmektedirler. Kendilerine tavsiyemiz, kayıt dönemlerinde okullara uğramaları ve öğretmensiz geçen derslerin olduğu derslikleri ziyaret etmeleridir.