KESK’in 25 Kasım 2009 Çarşamba günü ülke genelinde gerçekleştirdiği 1 günlük ‘Uyarı Grevi’nden sonra iş yerlerinde çalışanlarımızdan yazılı ifadeler alınmaya başlanmıştır. KESK burada en demokratik hak olan grev hakkını kullanmış, bu hakkı ise Anayasa’nın 90. maddesi, İLO’nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmeleri, AHİM kararları ve Danıştay 12. Dairesi kararlarından almıştır.
KESK grev ve toplu sözleşmeler konusunda yaşanan sıkıntıları iç hukuku tükettikten sonra AHİM’e taşımış ve AHİM kararları sonucunda, ülkemiz dava başına 20 bin EURO cezaya çarptırılmıştır. Kendisi sıkıntıya geldiğinde AHİM kararlarını gösteren AKP iktidarı, konu kamu çalışanı olunca AHİM kararları yokmuş gibi davranmaktadır. Sayın Başbakan ve Yardımcısı 25 Kasım öncesi kamu çalışanlarını tehdit eden açıklamalarda bulunmuş, 25 Kasım Grevi sonrası bakan ve bürokratlar üzerinden KESK üyelerine karşı bir yıldırma ve sindirme politikalarına başlamışlardır. Özellikle sağlık ve eğitim ve bilim İş kolu başta olmak üzere Valilikler üzerinden greve katılanların ifadeleri istenmiştir. Bu ifadelerin yada ifadeler üzerinden açılacak soruşturmalardan sonuç çıkmayacağını bildikleri halde ısrar ve inatla baskı oluşturmak amaçlı bu fiili davranışı sergilemektedirler. Alınan ifadeler sonrası açılacak soruşturmalarda ve keyfi cezalarda iç hukuktan başlayarak her dosya için AHİM’e kadar gideceğimizi bildiririz.
Bu ülkeyi milyonlarca EURO ceza ödetmeyi biz istemiyoruz. Bu cezaların ödenmesine sebep olan her bürokrat ve her bakan için de Devleti zarar uğratmaktan ayrı ayrı dava açacağız.
Ayrıca Anayasa’nın 51 ve 90. maddeleri ile ILO’nun 98 ve 151 sayılı sözleşmeleri doğrultusunda sendikalara müdahaleler yasaklanmıştır.
Anayasa’nın ve ILO’nun ilgili maddelerini dayanak kabul ederek, üyelerimizi baskı ve tehdit eden bürokratlar ve müdürler hakkında sendikal faaliyetlere engel olmaktan dolayı davalar açacağız.
Bu davaların, soruşturmaların, tehdit ve baskıların olduğu her yerde, her iş kolunun önünde basın açıklamaları eşliğinde suç duyurularımızı da yapacağız. Bu ülkenin 2 milyon memur üzerinden AHİM’e ödeyeceği milyonlarca EURO’su ve doları varsa işsizliğe, sağlığa, eğitime çözüm bulmalıdırlar. Hükümet uluslararası alanda imzaladığı sözleşmeleri, Anayasa’nın 90. maddesi doğrultusunda yasal düzenlemelerini oluşturacağına, ülkeyi ve çalışanları zora sokan, Devleti zarara uğratan davaların açılmasına sebebiyet veriyor.
Toplumun bütün kesimlerinden toplanan halk tabiri ile ‘tüyü bitmemiş yetimin hakkı’ olan bu vergilerin bu kadar hoyratça harcanması hakkını sizlere kim veriyor? Hükümet ve bürokratlar olarak bunları düşünerek hareket etmelisiniz.
Başbakan bizleri direnerek değil dilenerek hak elde edeceğini sanan “sözde” sendikalarla karıştırmasın. Kamu emekçileri bu hakları elde etmek için kimseden icazet almamış, kimseye boyun eğmemiştir. Bizler hakkımız olanı, bedel ödeyerek, dişimizle tırnağımızla kazandık. Bu yüzden başbakanın Kasımpaşalı tehditleri ile bu hakkımız kullanmaktan vazgeçmedik, bundan sonra da vazgeçmeyeceğiz.
Suat YILDIZ TÜM BEL-SEN Şube Başkanı KESK Dönem Sözcüsü